30 Aralık 2009 Çarşamba

iyi yıllar


Tüm dünyaya mutlu,barış dolu ve sağlıklı (domuz giribi ) yıllar dileği ile...

15 Aralık 2009 Salı

10 Kasım 2009 Salı

5 Kasım 2009 Perşembe

Açılım


Açılım dediğin böyle olur. :D

1 Kasım 2009 Pazar

Yaz yaz kudur


Biz blog yazarları saf mıyız? acaba?
Bilmiyorum bazen bu blog ünlüleri diyorum acaba 9'dan 5'e maaşla çalışan kişiler olabilirler mi?(Sen milliyetçi ol,sen kominist,sen de eşcinsel,kızım sen de evde kalmışlar için bir blog sayfası hazırla,oğlum sende abazanlara hitap et çıplak kadın resimleri dolduru ver....gibi diyaloglar)
Bölümlere ayrılmış küçük yerlerde oturup sabahtan akşama kadar yaz babam yaz .
Yani eğer para kazanmıyacaksan niye bu kadar blog sitesi var. Bu adamlar bu kadar büyük bir data birikimini saklamak için nasıl bir server sistemi kurar .Onu geçtim kiralıyolarsa da baya bir para tutar.
Bazen kendimi 800 lü hattları arayan yeni yetmeler gibi hissediyorum.
Gerçi artık 800 lüleri arayan kaldımı bilmem. internet çağındayız.Teknoji daha ileri .Msn üstünden tacizler film çekmeler fotoğrafla şantajlar.Bunların yanında telefondaki 800 hatları masum kaldılar.

Neyse internet bir sudur blog'a gir kudur.:D

27 Ekim 2009 Salı

25 Ekim 2009 Pazar

12 Ekim 2009 Pazartesi

Beni seviyor musun? Büdü :D

80Lerin çizgi dizi ve kuklalarıyla susam sokağı bir efsaneydi.Ben en çok kurabiye canavarını severdim.Onun kurabiyeye olan o tutkusu hoşuma giderdi bide yerken çıkardığı sesler(homurtular).İzleyeceyiniz video'nun başlangıcı ve arkasından gelen şarkı biraz taş atıp kafa yarsada kimsenin alınmamasını dilerim. :D Aşağıdaki video 80 çocuklarına hediyemdir.
video

1 Ekim 2009 Perşembe

" Garip "Sanat Eserleri





Burda bir kaç tanesi linkte diğerleri.

29 Eylül 2009 Salı

28 Eylül 2009 Pazartesi

ABD'de yılda 140 bin erkek mahkûm tecavüze uğruyor



İnsan hakları izleme örgütü Human Right Watch'a bir mektup gönderdikten sonra bileklerini jiletle keserek intihara teşebbüs eden Floridalı bir mahkum, Amerikan hapishanelerinde yaşanan tecavüz skandalını bütün boyutlarıyla ortaya çıkardı.

Mektup üzerine 34 eyalette geniş bir araştırma yapan HRW görevlileri, tecavüze uğrayan 200'ün üzerinde mahkûmla yüz yüze görüştü ve Amerikan hapishanelerinde şiddete dayalı tecavüzün sistemli bir biçimde sürdürüldüğünü tespit etti. Rapora göre, ABD hapishanelerinde, her yıl 140 bin erkek mahkum tecavüze uğruyor.

‘Adım Rodney Hulin. Bugün oğlum için buradayım. Yapabilseydi, kendisi de burada olacaktı. Ama olamıyor, çünkü hapishanede 17 yaşında kendini astı. Çünkü, hapishanedeki diğer mahkûmlar tarafından tecavüze uğruyordu ve buna dayanamadı. Ölümünden sonra yapılan muayenede, defalarca tecavüze uğradığı ve bu tecavüzler yüzünden AIDS olduğu tesbit edildi. Üstelik oğlum, ilk tecavüzden sonra hapishane yönetimine başvurarak koruma istemişti. Oğlumun talebi reddedildi. Bu durum, ona tecavüz edenleri daha da cesaretlendirdi. Oğlum, hapishaneye girdikten 75 gün sonra, bu teröre dayanamadığı için kendini astı.’

Bunun üzerine Human Rights Watch, çeşitli eyaletlerdeki hapishanelerde araştırmalar yapmaya başladı. Tecavüze uğramış 200'den fazla mahkûmla doğrudan görüştü. İntihar edenlerin yakınlarını ve hapishane yöneticilerini dinledi. Ortaya çıkan manzara kelimenin gerçek anlamıyla korkunçtu. Çünkü, Amerikan hapishanelerinde erkeğe tecavüz inanılmaz bir yaygınlıktaydı ve bunun kamuoyuna yansımaması için de herkes elinden geleni yapıyordu.

DİRENMEK MÜMKÜN DEĞİL

2000 yılının Aralık ayında yapılan ve dört eyaletteki yedi erkek hapishanesini temel alan akademik bir araştırmanın ortaya koyduğu rakamlar çarpıcıydı. Yedi hapishanede kalan erkek mahkûmların yüzde 21'i cinsel ilişkiye zorlanmıştı. Yüzde 7'si periyodik olarak anal ve oral tecavüze uğramıştı. 1996'da Nebraska hapishane sistemini ele alan bir araştırma da farklı sonuçlar vermiyordu. Mahkûmların yüzde 22'si cinsel ilişkiye zorlanmış, yüzde 50'si de tecavüze boyun eğmek zorunda kalmışlardı. Human Rigts'ın bu araştırmaları da dikkate alarak ulaştığı rakam, Amerikan hapishanelerinde her yıl 140 bin mahkûmun düzenli olarak tecavüze uğradığını gösteriyordu.

Örgütün ABD'yi ayağa kaldıran raporuna göre, hapishanelerin önemli bir bölümü siyahların egemenliği altındaydı. Bu hapishanelere düşen belli bir yaşın altındaki Hispanikler, beyazlar ve siyahlar, doğrudan tecavüz edilecek aday olarak görülüyorlardı. Yaşları genç, ufak-tefek ve fiziksel olarak güçsüz olan mahkûmlar, kısa sürede kıdemli mahkûmlar tarafından paylaşılıyordu. Genç mahkûmlar, başlangıçta tecavüze direnmek isteseler de, anında şiddet devreye giriyordu. Hele eşcinsel olanlar ya da efemine bir görüntü sergileyenler için hiçbir kurtuluş umudu yoktu.

İşin daha da ilginç yanı, tecavüz edilen mahkûmlar bir süre sonra diğer mahkûmlara satılıyor veya kiralanıyordu. Mütecaviz mahkûmların büyük bir çoğunluğu mafya mensubu olduğundan, şiddet konusunda hayli deneyimliydiler. Bu nedenle, tecavüzle yetinmeyip kurbanları üzerinde her türlü şiddet eğilimlerini de gideriyorlardı. Söz gelişi, yine Texas'ta Randy Payne, aynı koğuşta bulunan yirmi mahkûmun cinsel ilişki talebini reddettiği için iki saat boyunca dövülmüş, başına aldığı darbeler dolayısıyla da bir-iki gün içerisinde ölmüştü.

Human Rights Watch yetkilileri, erkeğin erkeğe tecavüzü konusunda kamuoyunda yeterince duyarlılık olmadığından şikayet ediyorlardı. Çünkü, bu konu tabu olarak kabul ediliyordu. Bu nedenle, bu konuda resmi bir istatistik veya rapor da yoktu. Son on yılda hapishanelerdeki mahkûm sayısının katlanarak artması ise sorunun boyutlarının aynı ölçüde büyümesine sebep olmuştu.

TEKSAS VE FLORIDA BAŞTA

Human Right Watch yetkililerin yaptığı araştırmaya göre, hapishane görevlileri, yaşananlara, ‘‘mahkûmlar arasında gönüllü cinsel ilişki’’ nazarıyla bakıyor ve bu nedenle, Amerikan hapishanelerinde bir ‘‘tecavüz sorunu’’ olduğunu kabul etmeye yanaşmıyorlardı. Hapishaneler Federal Bürosu ise sadece Teksas, Ohio, Florida gibi eyaletlerde ‘‘münferit’’ olaylar görüldüğünü söylüyor, Human Rights Watch'dan, meseleyi abartmamalarını istiyorlardı. Örgütün önlerine koyduğu 140 bin rakamı ise ağızların açık kalmasına sebep oluyordu doğal olarak.


Kadın ismi takılıyor


Human Rights Watch'un raporuna göre, Amerikan hapishanelerinde adı çıkan bir mahkumun bir daha kendini kurtarmasına imkán yok. Çünkü, tecavüze uğrayan mahkum bir başka hapishaneye sevkedilse bile, kendisinden önce ‘‘şöhreti’’ gidiyor. Bu nedenle, kaçış veya kurtuluş mümkün değil. Tam tersine, bir kere tecavüze uğrayan, tam anlamıyla bir köle gibi kullanılıyor. İstendiği zaman cinsel ilişkiye girmenin yanısıra, mütecavizin elbiselerini yıkamak, yemeğini pişirmek, yatağını toplamak, hatta masaj yapmak gibi işlerde de kullanılıyor. Sık sık, diğer mahkumlara kiralanıyor veya satılıyor. Ayrıca, asıl isimleri bir kenara bırakılarak kendilerine kadın ismi takılıyor. Rapor, tecavüz edilen kişilerin yaygın bir biçimde köle muamelesine tutulduğu hapishanelerin daha ziyade Texas, İllinois, Michigan, California ve Arkansas eyaletlerinde bulunduğunu da belirtiyor. Rapor ayrıca, tecavüze uğramış mahkumların, fiziksel ve ruhsal açıdan bir daha toparlanamadığını, bir çoğunun intihar ettiğini, kurtulanların ise yaşadıkları travma ile başedemediklerini de ortaya koyuyor. AIDS'in büyük bir hızla yayılması ise bir diğer önemli problem.
Hürriyet Gazetesi

26 Eylül 2009 Cumartesi

Eye Candy



Bu ruh hastası animeyi sevdiğseniz devamı için tıklayınız.

19 Eylül 2009 Cumartesi

17 Eylül 2009 Perşembe

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Cübbeli Ahmet Hoca

Dün akşan geç saatlere kadar "teke tek"i izledim.Fatih Altaylı ,Murat Bardakçı ve Ahmet Mahmut ÜNLÜ yani Cübbeli Ahmet Hoca .Aslında görüntü itibariyle pek hoşlanmadığım bazı yorum ve çıkışlarıyla anti sempatimi toplayan bir kişilik.Ama dün akşam gerek esprili kişiliyle gerekse Murat Bardakçıyla yaptıkları konuşmalara tanık oldukça kendisinin boş bir adam olmadığını gördüm.Gerçekten yetkin bir bilgiya sahip din adamı.
Ama bazen kantarın topuzunun kaçtığıda oldu.Bazı yorumları beni gülmekten yerlere yatırdı.Yaşar Nuri ,Cübbeli hocayı Hadislerden yola çıktığı için oldukça fazla eleştiren bir ilahiyatçı.
Yinede onlar kadar dini bilgiye sahip olmadığım için pek fazla bir yorumda bulunmayacağım.Bana göre her koyun kendi bacağından asılacağı için kişi kendi için en iyi olanı arayıp bulmalıdır.Öteki türlü kelimeler ve sözler bir kulaktan girer diyerinden çıkar.
Ama yinede
size Cübbeli hocanın videoları yayınlayım.



11 Haziran 2009 Perşembe

Cenk Karaferya


Yukarda ismini okuduğunuz beyfendi "*Countertenor".Bizim ülkemizde o kadar tanıdığını sanmıyorum.Klasik müzikle ilgilenenler hariç tabii.Kendisinin bir gazete röportajını okumuştum.Daha sonradan araştırdım ve muhteşem bir sesle karşılaştım. Bilmem hatırlarmısınız "Ugo Farell" diye bir beyfendi de daha önce gelip bursa da mini bir konser vermişti. Cenkle aynı ses rengine sahipler.Ama cenk özel çünkü bir "Türk".
Genelde bizim ülkemizde opera ve bale gibi etkinkiler pek talep görmez.Ama okuldaki hocalarımızın böyle bir sesi bulup onu yönlendirmeleri pek muhteşem.Tebrik ederim.
Bu ses renginin dünyada ki en büyük ustası olarak bilenen kişi ise "Farinelli".Hatta bir filmide vardı yanlış hatırlamıyorsam.
Neyse çok yazdık.Aşağıda ki linkten merak edenler için Cenk'in küçük bir röportajı ve ses rengi.
* En az rastlanan insan sesi tipi diyebiliriz.Counter tenor genellikle tenor ve bariton sanatçılarda rastlanan bir erkek sesi tipidir yaygın olmayan bu tipte sanatçı yüksek oktavlara çıktığında kadın sesi olan Soprano,mezo soprano ve alto sopranoya geçebilir.(Ortaçağ’da, sesi çok güzel çocuklar, ergenlik çağında bu güzel çocuksu, kadınsı sesi kaybetmemeleri için hayaları burularak hadım edilirmiş. Böylece hayatın en güzel keyiflerinden birini kaybederlerken, çok güzel bir sesi muhafaza ederlermiş.)
Link buradan izleye bilirsiniz.Cenk Karaferya resmi sitesi.Burda.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Karizmayı çizdirenler



Kunfu fighting olayına dikkat..

7 Mayıs 2009 Perşembe

Wolverine






Evet..
Bir X-Men fanatiği olarak en sevdiğim karakter şuan sinemalarda izleyeceğiniz Wolverine (X-Men Başlangıç).
Filmin ilk 10 dk gerçekten güzel ötesi.
Özel efektlere diyecek yok zaten.
Seriye yakışır bir 3 .bölüm olmuş devamını canı gölünden diliyorum.
Filmin konusunu anlatmıyacağım.
Zaten internette ve gazetelerde kısa anlatımı yapılıyor.
Benim tavsiyem izlenmesi.
(Çizgi Roman ve Anime sevmeyenler pek keyif alırmı bilmem? )

23 Nisan 2009 Perşembe

Özgürlüğün Resmi


Özgürlüğün Resmi


Babası İspanya`nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapishanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her hafta sonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapishaneye giderdi.

Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında götürdü ancak hapishane kurallarına göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı.

Bu sebeple kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı...

Çok üzülmüştü küçük kız. Babasına söyledi bunu, o da "üzülme kızım, yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?" dedi.

Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti.
Babası keyifle resme baktı ve sordu: "Hmmm! Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? Portakal mı?"

Küçük kız babasına eğilerek, sessizce şöyle dedi :

"Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri...

Alıntı...
Bütün çocukların 23 Nisan Bayramını kutlarım.

18 Nisan 2009 Cumartesi

2pac kimdir?


1971 Newyork /Brooklyn'de doğar.Annesi ve babasi "kara panter" adinda bir partinin üyesiydi.Babası araba soygunlara karıştığı için sürekli yer değiştirmek zorunda kalmışlardır.Bu nedenle çocukluk yıllarında pek arkadaşı olamamıştır.
Tupac annesi ve babasi için su sözleri kullaniyor; “Annem beni büyütmeye çalisti ama çok çocugu vardi / Babam lanet bir aptalin tekiydi / Ceketinde uyusturucu bulurdum / Ve neredeyse boguluyordum bana içmememi söyledigi halde”

Çocukluk dönemi için pac; ""Hep agladigimi hatirlarim nereye tasinsak alisamiyordum büyürken hiç arkadasim olmadi." diyor. 13-14 yaslarinda ask siirleri yazmaya baslamistir ve o yillar okula gitme nedenini asik oldugu bir hatuna baglar. "o olmasaydi okulu bitiremezdim" der bir yerde. daha sonra ailesi ile Baltimore'a tasindilar ve buradaki Baltimore sanat okuluna kayit oldu. bir çok tiyatroda rol aldi ancak ailesi tekrar tasininca okulu bitiremedi. Kaliforniya / Oakland'a tasininca tupac'in hayati alt üst oldu. buradaki arkadaslari için "yanlis kalabalik" diyor. 15 yasinda rap yapmaya basladi. bir kaç yil sokaklarda yasadi. 20 yasindayken toplam 8 kez tutaklanmisti. ilk albümünün "i dont give a fuck" isimli bir parçasinda "Fuck you to the San FranCisco police department / Fuck you to the Marin County Sheriff department / Fuck you to the F.B.I / Fuck you to the C.I.A / / Fuck you to the B-u-s-h / Fuck you to the AmeriKKKa" demis ve üst kademe beyfendilerinin dikkatini çekmistir. ben onun müzik kariyerinden falan fazla bahsetmek istemiyorum çogu insan pac'in müzikten çok para kazandigini düsünebilir ancak o öldükten sonra bu kadar ünlenmistir. zaten kazandigi paranin çogunu kefaletlere ve fakir mahallerine yardima harcamistir. öldükten sonra eski albümleri 3-4 kat fazla satmistir. Kisacasi o öldükten sonra geride kalan yakinlari paranin amina koymustur. Pac’a öyle lüx bir yasam falan sürmek nasip olmamistir zaten yasarken kazandigi paranin çogu tazminat davalarina gitmistir.

pac'in müzik kariyerinden çok hayata bakis açisindan ve nasil bir hayati oldugundan bahsetmek gerekirse 94 yilinda bir kadina tacizde bulundugu gerekçesi ile hapse girmistir. ancak ben onun böyle bir sey yaptigina inanmiyorum zaten kendiside bunu söylüyor. bir röportajinda hatirladigim kadariyla "benim arada sirada tanriyi kizdirdigim dogrudur.. ancak hiç bir kadina zarar veremem. eger sarki sözlerimi incelerseniz bunu anlarsaniz" diyor. ki kadinlar özellikle 15-16 yasinda anne olanlar ile ilgili bir çok söz yazmistir. Ilk 2 albümün çikis parçalari hep kadinlarla kadinlarin çektigi sikintilar ile ilgilidir! örnek vermek gerekirse; keep ya head up'da "Beni ne mutsuz eder biliyor musun / Kizkardesler bebek yaptiginda / Ve genç bir anne ayni zamanda baba da oldugunda / Hepimiz bir kadindan geldik / Ismimizi bir kadindan aldik / Bir kadindan oyundisi kaldik / Neden kadinlarimizdan aliyoruz / Neden kadinlarimiza tecavüz ediyoruz / Onlardan nefret mi ediyoruz?" diyor. ve ayrica Brenda's Got a Baby Mama's just a Little Girl ve baby dont cry komple kadinlar ile ilgili parçalardir.. ancak onun nefret ettigi türde kadinlarda vardir ve onlar içinde baska parçalar yazmistir. tupac hapistede rahat birakilmamis dövülmüs ve kursunlanmisti.... mahkemede hakim bozuntusuna "Only God Can Judge Me" (beni sadece tanri yargilar) demis ve mahkeme çikisi tv kameralarina tükürmüs ve mahkemedeki bu tavri ile bir efsane olmustur.

Şu öldürülme olayina zoom yapalim. tupac boks maçi sonrasi yapimcisi Suge Knight ve öz kuzeni kaddafi ile öncelikle bir otele giderler. Suge pac'a "istersen can yelegini çikar hava çok sicak" der. tupac hiç ama hiç çikarmadigi can yelegini çikarir. daha sonra arabada taranir. tupac arka koltuga kaçmak isterken düsüp ön koltuga yigilmis. olayin ilginç yani 12 kursundan 5'i tupac'a girmis 7'si bosa gitmistir. söför koltugundaki Suge ve arka koltuktaki kuzen hiç yara almamistir. failler; devlet düsmanlari puffy ve big ve yapimcisi suge'dir. CIA tarafindan kendisine dikkat edilmektedir bu nedenle devlet tarafindan öldürülmüs olabilecegi düsünülüyor. yada sayisiz düsmanindan en önemli ikisi; puffy ve big" tarafindan öldürülmüs olabilir. ancak en önemli fail bence Suge. çünkü Tupac artik Suge'nin sirketinden ayrilmak istemektedir ki nitekim bir parçada 'ekibimde yalanci zenciler var" diyor Tupac. dahasi olayin tek sahidi ve konusmaya istekli tek kisi olan kuzen Kaddafi konusmaya karar verdikten sonra 19 yasindayken evinde ölü bulunmustur. kafasina tek kursun sikilmis! bir baska fail ise tupac'la boks öncesi tartistigi beyaz bi herif. ki nitekim bu adam çok rahatsiz edilmistir polis ve tupac'i sevenler tarafindan ancak bence pek alakasi yok. bir röportajini okudum sanirim böyle bir sey yapicak bi tip degil. tupac öldükten sonra annesi onun deathrow'dan tüm haklarini satin almis ve albümlerini amaru records adli yeni firmadan yayinlamaya devam etmistir. 3 filmi ve 8 albümü bi kaç kitap ile bi kaç belgesel sayisiz klip o öldükten sonra çikmistir. ceseti ise annesinin istegi üzerine yakilmistir. ölümünden hemen sonra pac makaveli adi ile "Don Killuminati: The 7 Day Theory" isimli bir albüm yapmistir. ölümünden çok sonra yayinlanan "until the end of time" isimli albümün ayni isimli parçasinda "Tüm dünya beni hatirlarken / tabutumu bir gangster olarak gömülü görene kadar mükemmellesicem" diyor.

imge yayinlarindan "Tupac; Bir Asinin Ölümü" isimli bir kitap çikmisti bi ara merak edenler için iyi bir kaynak .

17 Nisan 2009 Cuma

Şimdi Ayvalıkta olmak vardı .Anasını satayımm.


Yaz geldi kanım depreşti .
Deniz sezonu ve tabii ayvalık sezonu cunda ya inip şöle sakızlı dondurma yemek veya lokmasını.
Girişteki restaurantlardan birine arkadaşlarla gidip papalina ,kalamar ...( hmmm ağzım sulandı)yemek.Nargile cafeye oturup nargile içmek .
Tura katılıp teknenin 2 . katından atlamak vardı.

Şimdi bizim evin terasına oturup şöle bir lale adasını seyrederek demlenmek.Valla annemle babam sürüyor keyfini ayvalığın .Özledim ,bakalım bu yaz kaçgün gidibileceğim.Bende emekli olmak istiyorum.

9 Nisan 2009 Perşembe

Korkunç Tıb devamı

Jugum penis
Bu şeytani görünümlü alet, erkekleri uyku esnasında ereksiyon olduklarında uyandırmak için kullanılıyordu. Erkekleri sağlığa zararlı olan ve aynı zamanda ahlaki bir zayıflık olarak da görülen mastürbasyondan kurtarmak için icat edilmişti.

Amputasyon testeresi;
17.yüzyılCerrahlar zengin olduktan sonra özellikle bu tarz tıp ekipmanlarına para harcamaktan oldukça hoşlanıyorlardı. Özellikle altın kaplamalı aletler çok gözdeydi. Ne yazık ki bu ekipmanlarda bakteri üremesi çok yaygındı ve çoğu cerrah, operasyonlar arasında testereyi yıkamıyordu.

Fransız kurşun çıkarıcısı;
16.yüzyıl16.yüzyıl başlarında ateşli silahların yaygınlaşmasıyla kullanıma giren bu alet, kurşunu çıkarmak için kullanılan vidaya sabitlenmiş uzayıp kısalabilen uzun bir çubuktan oluşuyordu.

Evsel lavman makinası;
1830’larBazı çevrelerdeki inanışa göre, vücudunuzdan mümkün olduğunca çok sıvı çıkarmak gençleştirici bir etkiye sahipti ve hatta seks hayatına olumlu yönde katkı sağlıyordu. Bugün kolon lavajı olarak da bilinen bu yöntem bir zamanlar bazı sınıflar için çok gözdeydi.

Yapay solunum cihazı;
20.yüzyıl ortalarıAşılar geliştirilene kadar oldukça sık rastlanan çocuk felci, akciğer kaslarını felce uğratarak, hastayı nefessiz kalma tehlikesiyle baş başa bırakıyordu. Yapay solunum cihazı nefes almaya yardımcı olarak hayat kurtarıyordu. Bazı hastalar senelerce bu cihaza bağlı kalarak yaşayabiliyordu.

Bu korkunç yöntemler şu sıralar Londra’daki Bilim Müzesi’nde sergileniyor!

8 Nisan 2009 Çarşamba

Korkunç Tıb

Modern zamanda yaşadığınızı unutun ve geçmişe gidin .Hastalandınız şimdiki hastanelerde bulunan alet edavat yok peki ne var.İşte cevabı...

İngiliz anti-mastürbasyon aleti; (erkek bekaret kemeri)
19.yüzyıl sonlarıBatı’da belki de son zamanlara kadar geçerli olan bir düşünceye göre, mastürbasyon erkek vücudunun tüm enerjisini ve canlılığını tüketen bir eylemdi. Bu model iç çamaşırının altına giyilmek için icat edilmişti.

Litotomi (taş çıkarma) koltuk değneği;
19. yüzyılBöbrek taşlarının kırılmasında kullanılan yöntem belki de serginin en korkunç parçası. Anestezi kullanılmadan uygulanan yöntem, hastayı adeta tavuk gibi ayak bileklerini kulaklarına kadar bağlayarak yatırıp, cerrahın, hastanın bacaklarının arasından taşı çıkarmasından oluşuyordu.

Frenginin sonuçlarını gösteren üç balmumu bacak,
Almanya; 18.yüzyılFrenginin bacakları ne hale getirdiğini gösteren bu üç balmumu bacak, seks yapmadan önce bir kez daha düşünmenize neden oluyor. Doktorlar ve halk sağlığı uzmanlarının frenginin yayılmasını engellemek amacıyla uyguladığı bu yöntem, insanları frenginin sonuçlarıyla karşı karşıya bırakıyor.

Alman Amputasyon (organ kesme) bıçağı;
18.yüzyıl18.yy icadı olan bu bıçak, özellikle cerrahlar tarafından bacağı dizin altından kesmek için kullanılıyordu. Anestezi olmadan uygulanan yöntem hasta için çok uzun sürse de sadece birkaç dakikadan oluşuyordu.

Yapay GözlerBu gözler, hastanın doğal gözüne en uygun gözü bulmak için gözle ilgilenen doktorlar tarafından kullanılıyordu. 1940’larda bu gözler için cam yerine plastik kullanılmaya başlandı ve daha sonra da tamamen kullanımdan kaldırıldı.

Yazının devamı yarına.

7 Nisan 2009 Salı

İşkence Teknikleri-2

Dünkü yazının devamı..

5. Göğüs kerpeteni
Kadınlar üzerinde uygulanan bir teknik. Acı vermek için tasarlanmış bu işkence aleti, kadınların göğüslerini anında vücutlarından koparıyor ve kan kaybından öldürüyor. Genellikle zina ve kürtaj suçlarında kullanılıyor.
6. Kemik kıran tekerlek
Catherine tekerleği olarak da bilinen bu yöntemde suçlunun kol ve bacakları tahta bir tekerlek üzerine bağlanıyor. Tekerlek döndükçe işkenceci demir bir sopayla suçluya vuruyor. Darbenin etkisiyle kol ve bacak gibi organlar parçalanıyor.
7. Testere işkencesi
En yaygın tekniklerden biri. Evlerde bile kolayca kurulabilen bu yöntemde suçlu kafası yere gelecek şekilde ayaklarından bağlanıyor. Böylece beyne kan basıncı artıyor. Bütün kan beyne akınca suçlu bacaklarının arasından kesilmeye başlanıyor. Zina, hırsızlık ve cinayet suçlarında kullanılıyor.
8. Kafa presi
En çok kullanılan tekniklerden bir diğeri kafa presi tekniği. Suçlunun çenesi düz bir zemine konuyor ve kafasının üzerinden demir bir kemer geçiriliyor. Yavaş yavaş sıkıştırılan suçlunun önce dişleri kırılıyor ardından da bütün kafa eziliyor. Bu teknik suçluları itiraf ettirmek için de sıkça kullanılıyordu.

6 Nisan 2009 Pazartesi

İşkence Teknikler-1

1. Kazığa oturtma
15'nci yüzyılda Romanya'da uygulanan bir teknik. Kazıklı Voyvoda tekniği olarak da bilinen bu yöntemde suçluyu ucu sivri bir kazığa turtuyorlar. Ardından kazık yukarı doğru itiliyor. BU sırada vücut ağırlının da baskısıyla bu kazık suçlunun vücuduna saplanıyor. Kazıklı Voyvoda'nın ölüm tekniği olarak bulduğu bu yöntemle en az 20 bin kişinin öldürüldüğü düşünülüyor.
2. Yahuda kızağı
En dehşet verici tekniklerden bir tanesi. Suçlunun anüsü veya kadınsa eğer vajinası piramid şekilli bir üçgen taburenin üzerine gelecek şekilde yerleştiriliyor. Suçlu yukarıdan aşağıya baskı yapacak bir şekilde iplerle bağlanıyor. Çıplak olan suçlunun ayaklarına da ağırlık bağlanıyor. Sonuç acı çekerek ve birkaç gün sürünerek ölüm!
3. Tabut işkencesi
Filmlere de zaman zaman konu olmuş bir yöntem. Suçlu insan vücudu şeklinde yapılmış metal bir kafes içine yerleştiriliyor. Bu kafes de bir ağaca veya duvara asılıyor. Suçlu eğer kiloluysa dar bir kafese, zayıfsa da geniş bir kafese konuyor. Kafes özellikle güneşin altına denk gelecek bir şekilde konumlandırılıyor. Kuşlar ve akbabalar suçluların etine saldırıyor. Zaman zaman çevredekiler taş da fırlatıyor.
4. Askılı işkence aleti
En acı verici tekniklerden biri. Tahta çerçeveler üzerine sabitlenmiş ipler suçlunun kollarına ve bacaklarına takılıyor. Alete eklenmiş kolu çevirdiğinizde suçlunun kemikleri büyük bir sesle ve acı çektirerek kırılıyor. Bazı organlar da vücuutan anında kopuyor.

Yazının devamı yarına..

4 Nisan 2009 Cumartesi

Ademler & Havvalar


Çizen:Piyale Madra

1 Nisan 2009 Çarşamba

ice age 3


Evet geliyor.Mayıs ayından sonra birde temmuzda izleyebileceğim bir anime.Mayısta x-men temmuzda ice age.Tam bir anime aşığı olarak+çizgi roman benim için süpper olacak..

Bu arada aşağıdaki fragmanlardan da göreceğiniz üzere scrat aşık oluyor.
Tabi bu biraz sorun olacak ya meşe palamudu yada scratte(kız arkadaşı) arasında bir seçim yapmak.Bakalım görücez kazanan kim olucak.
Ve tabii bu bölümde bir de dinazorlar varr.Bakalım bizim muhteşem 3'lü dinazorlarla nasıl geçinecekler.



30 Mart 2009 Pazartesi

Scream(çığlık)



Edvard Munch 'ın ünlü tablosudur.Aynı zamanda ünlü bir korku filmi.Ama benim çığlığım dün seçimleri izlerken akp'nin %40 gibi bir rakama tekrar ulaşmasığla oldu.
Şunun kanısına vardım bizim millet adam olmaz.
Yuhhh olsun.

29 Mart 2009 Pazar

Ademler & Havvalar

Evet . oyumuzu kullandık .Vatana millete hayırlı olur inşallah.


27 Mart 2009 Cuma

Bende Kite Surf yapmak isttiyommm

Resimdeki bey virgin şirketler grubunun sahibiymiş.Güney Afrikalı topmodel Denni Parkinson ile ne güzel kite surf yapıyor.Değilmi?





26 Mart 2009 Perşembe

ütopya


Üç memeli kadınlar var mı?
Evet. Bu, sol göğsün altında küçük bir memecik biçiminde oluyor. Bir zamanlar güzelliğin simgesiydi. Günümüzde üç göğüslü kadınlar, batı toplumlarında toplam kadın nüfusun yüzde 0,4'ünü, Japonya'da ise yüzde 5'ini oluşturuyor. Bir teze göre, çok eski tarihlerde atalarımız ikiden fazla memeye sahiptiler.